Kartal’ın Doğumu

Kardeşim Kartal, 11 Ekim 2017’de saat 12.20’de dünyaya geldi. O Gün bizim için çok erken başladı – gece 3’de Annemin sancıları başlamıştı ve hastaneye gittik. 9 saatin sonunda kardeşim doğdu. Doğum sürecinde bende vardım. Kartal’ın göbek bağını babası kesti ve dudaklarına zemzem suyu içirdik ve hurmayı ağızına sürdük. 3500 gr ağırlığında ve yaklaşık 55 santim boyunda idi. O kadar temiz ve saftı ki – hiç düşünmemiştim – deride hiç kan yoktu. Tabii ki bu benim için çok iyidi, çünkü genellikle böyle bir şeyden tiksiniyorum.

Bu yasadığım yoğun duyguları kelimelere dökmek benim için çok zor. Ancak, size bir şey söylemek istiyorum: annelerinizi üzmeyin! Bazen sizi ne kadar sinir etsellerde hâkli olduklarını gördüm. Bir çocuğu dünyaya getirmek ve bu çocuğu yetiştirmek kolay değildir. Dünyanın en zor isi olsa gerek.

Kartal şimdi 19 günlük. İki gün önce, göbek kordonu düştü. Kardeşimde benim gibi banyo ve suyu çok seviyor. O çok sakin bir bebek ve zorlukla ağlar (ara sıra çığlık atar :)). Biz ailecek emzik emmesinden yana değiliz, çünkü dişleri yamuk ve sağlıksız olabilir. Dini sebeplerden dolayı, aynı zamanda sağlık nedenlerinden dolayı birkaç gün önce saçlarını tıraşladık. Bunun nedeni yutulan vitaminlerin saçta boşa harcanmaması içindir. Her süt emdiğinde mutlaka gazını çıkartılması gerekir, aksi takdirde bebek huzursuz olur ve kusar. Bebeğiniz şaşı bakarsa endişelenmeyin, bu bir bebek için normaldir. Zamanla bu ortadan kaybolur, çünkü burnuna bakar, çünkü her şey onun için yeni ve keşfetmeye çalışır. 40. günden sonra sünnet ettirmeyi düşünüyoruz – bebekken daha iyi. Dini ve hijyenik nedenlerden dolayı sünnet yapılacaktır. Birçok doktor, özellikle hijyenik nedenlerle sünneti tavsiye eder. Bebek yatağı ve kıyafetleri ile ilgili birçok istek vardı. Yatak ve duş takımının hepsi Türkiye’den Babası getirdi. Tüm bakım ürünleri Almanya’dandır. Elbiseleri oradan buradandır.

Bir kardeş olmanın harika bir his olduğunu belirtmek isterim. Çünkü dileklerim hep bir erkek kardeşim olmasıydı. Gününüz ne kadar kötü geçerse geçsin, onu gördüğünüz anda endişeleri yok sayıyor ve her şeyden arınıyorsunuz. Onun bu yönünü çok seviyorum. Benim fikrimi sorarsanız, abla olmak çok sorumluluk sahibi olmayı gerektirir. Kendi yaptığım hataları onun yapmasını istemediğim için devamlı tedirgin ve kendimi ona akil vermek zorunda hissediyorum. Onlara çok şey anlatabilirsiniz, fakat onlar deneme yanılma yöntemiyle öğrenecekleri için ne yaparsanız yapın hatalarından ders çıkaracaktır. Bende onun zarar görmemesi için önceden ona söyleyip hatalarını minimuma indirmesi için ona yardımcı olacağım. Bir abla olarak onu tüm kötülüklerden korumak istersiniz ve onun akil hocası olursunuz. Kardeşimle iyi veya kötü olan her şeyi benimle paylaşmasını istiyorum. Geçmişte, kardeşleri hep bir şeyle kıskandım; ne kadar çok tartışsalardı, aralarındaki bağ çok kuvvetli ve güçlü ki bunlar her zaman barışıp anlaşabilirler. Arkadaşlığın durumu böyle değil. Benden küçük bir tavsiye, kardeşlerine arkadaşlarından daha fazla güven, çünkü ailen her zaman önce gelir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir